seyfullah's profile`·.¸¸.·´´¯`··._.· VUSLAT...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
`·.¸¸.·´´¯`··._.· VUSLATA GÖZ YAŞI`·.¸¸.·´´¯`··._.· |
|||||||||||||||||
|
May 02 osminyumIRAĞIN İŞGALİNDEN SONRA ABD ACABA NEREYE YÖNELECEK SOY VE VA NADİR BİR METAL OSMİNYUM ELEMENTİ
Simgesi os, atom numarası:76 atom ağırlığı 190.23. Ergime noktası 3045.0 derece. Kaynama noktası:5027.0 derece olan geci $ metalioda sıcaklığında 22.4 g/Km küpbilinen en ağır yoğunluklu metal gümüşü renkte.. yunanca koku manasında gelenosmeden gelir. 1803 yılında Sonithson tenant tarafındanbulunan metal platin yataklarında çok zor bulunan platin yatağının kalitesini belirleyen bir elementtir bu elemant son yıllarda enerji üretiminde özellikle roket yakıtlarında had safhada faydalanılıyorüstelikte alternatifleri içinde en ucuza maal edilen bir elementOsminyum dünyada ençok nerede bulunuyor? Bildiniz TÜRKİYEDE… Tahmin edilen rezerv ne kadar el-cevap: 127000 ton sonra hangi ülkeye geliyor ? cevap BULGARİSTAN onun rezervi ne kadar? yani bulgaristan’ın 2,500 ton peki sahip olduğumuz osminyumun değeri ne kadar çok şaşıracaksınız ama
9 TİRİLYON dolar
Türkiyenin iç borcu 85 milyar dolar dış borcu 125 milyar dolar toplam 220 milyar dolar Tekrar ediyorum elimizde ki osminyumun değeri 9 tirilyon dolar yani toplam borcumuzun 40 katı fazlası. Önce bor, sonra toryum, şimdi de osminyum. Bilgilenmek ve bi,lgilendirmek için lütfen sessiz kalmayın. Peki batılı ülkeler tarafından içimize sokulan mütareke basının adamları ne diyor biliyormusunuz gecenler de? Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar zengin bir ülkedir Cüneyt ülsever kendi köşesinde, Mehmet ali birand’da viyanada bir seminerde bizzat gözümüzün içine bakarak söylediler .peki kim işletecek bu madenleri..? bu iletiyi başkalarına da göndererek onlarıda aydınlatmak bir vatandaşlık borcudur çünkü başka Türkiye yok !!! bilinçli ve duyarlı olmanı temennisi ile… ALLAH'A HİCRETALLAH'A HİCRET
(bismillahirrahmanirrahim) Bu satırları yazma isteğini bana veren, doğru yolu olan sıratı müstakimi üzerinde bulunma hidayeti bahş eden alemlerin rabbı olan eşi ve şeriki bulunmayan bütün mahlukatın halıkı mabudu, esirgeyen gözetip koruyan rızk veren öldüren ve tekrar dirilten bütün canlı ve cansız varlıkları şekilden şekle çeviren kalpleri nuru ile dolduran o nur ile aydınlığa çıkaran, aydınlıktan esenliğe doğru çıkaracak olan bütün mahlukat kendisinin kulu ve kölesi bulunan efendilerin efendisihayyi mabudu ibada olan bütün mahlukat kölesi bulunan Müslümanların sahibi rahim sıfatı ile yevmil kıyamette himayet edeceğini vaad eden, zalimleri kahru perişan bir vaziyette bırakmaya her halukarda gücü tek yetici olan, kafirler için cehennemi halk eden azablandırma yetkisi yalnız kendisinde bulunan Kahhar ismi şerifi ile onları azaba dücar edici bulunan Allah c.c. h.z sonsuz nimetlerinden ötürü ne kadar şükür edersek az olacak ne kadar ibadeti tatta bulunsak nimetlerinin karşılığını eda edemeyeceğimi itiraf eder, beni nefsimle birlikte bir an bile yalnız bırakmamasını, rabbimden rica eder, bu nimetlerinden dolayı hamd ve sena ederim. Önderimiz, efendimiz, Muhammed Mustafa(s:a.v)’e salatı selam onun temiz ehli beytine selam eder, ashabı Güzin efendimize benzemek üzere amel etme yolunda Allahütealadan yardım talep eder yanlız ona hamd ederim. Şeytansız. UYUSUNDA BÜYÜSÜN NİNNİ EEE DİYE UYUTULAN KIZLARIMIZ Uyusunda büyüsün ninni eee uyusunda büyüsün eee eee bebeğim eee diyerek uyutulan kızlarımız. Uyusunda büyüsün ninni ee diye diye büyütülen kızlarımızın anaları olan kadınlarımız yıllar önce anneleri olan babannelerimzin tesettürünü beğenmeyip avrupanın pis çuvalını ayağına geçiren kadınlarımız genç nesil kızlarımızı şeytanın oyuncağı olan erkeklerin meze sofrasına koyarak kendi akıllarını kullanamaz duruma sokarak erkeklerin nefislerine ram ediyorlar Kız kendi değerini bilse:
KIZ KENDİ DEĞERİNİ BİLSE Zavallılar hiç bilmiyorlar ki. her şeyin en iyisine en yenisine hiç el değmemiş olanına, fabrikadan yeni çıkmış ve ambalajı hiç açılmamış olan her şeye ( kız gibi) derlerde öyle söylerler. Gerçekten kız değerlidir. Nasıl öyle olmasın ki, kendisine sahip olabilmek için uğrunda savaşlar yapılan dağlar delinip, yollara düşülen sevdası çekilen kızlar nasılmış ki, onlar hakkında bu sözler söylenilmiş.hiç bir şekilde ele geçmeyen ve geçmeyecekte olan bu kızlar nasılmış ki? Sedası uğrunda ülkelerin bile savaşmayı göze aldıkları kızlar kim?nasıl bu sözlere muhatap olmuşlar anlayamadım gitti. Şimdi öyle düşünüyorum: yakın zamanda bizimde yaptığımız gibi hani hatırlayalım çok uzak memleketlere gidip yabancı ülkelerde çalışıp son model mersedeslere binmek istemiyor muyuz? Soruyorum sizlere alınca mersedes marka arabayı ahbablarımıza gösterince ne diyorsun babam (kız oğlan kız gibi) hiç kaputu açılmamış sıfır kilo metre kardeşim (kız gibi) anam babam sen ne diyosun. Ve yahut çok az kullanılmışsa durumu iyi olursa yine (kız gibi) derlerde öylece söylerler. Gerçekten kız değerlidir.
GERÇEKTEN KIZ DEĞERLİDİR Kız gerçekten değerlidir nasıl oluyor bu aldanış ona bakalım şimdi: kızım etrafındaki insanların yaşayışına bir bak, onlar nerelerde ve nasıl yaşıyorlar nerelerden alıyor nereye veriyorlar. Aldıkları onları nereye götürüyor ve nereye ulaştırıyor. Şimdi senin ortamına girelim kızım! Şu andaki sistemde okullar karma karışık cinsle beraber okumak zorundasınız bazen aynı sırayı paylaşmak zorunda kalıyorsun değimli kızım? Bu yaklaşma sonucu senden ona, ondan sana bir sıcaklık yansıyabilir. Bu kaçınılmazdır. Bil ki bu yansımalar daima senin aleyhine olacaktır. Kızım onu sevebilirsin bile. Sevme demiyorum sana sevebilirsin! Ama uzaktan kızım ve onada belli etmemelisin yoksa yanarsın kızım! A benim kızım gelsin haylazlık.
GELSİN HAYLAZLIK
Gelsin haylazlık Biliyorsun ki okul hayatı şimdi değişik ölçüler getiriyor hayatına sınıfta değişik çalışma şekilleri deneniyor. Şimdilerde erkekli, kızlı guruplar halinde çalışmak diye saçma sapan bir uygulama başlatıldı birlikte daha iyi çalıştığını ve derslerinin daha iyi anlaşıldığı tezi ortaya atıldı. Bu tezle birlikte gördük ki! Kızlı erkekli guruplar ders çalışma bahanesi ile daha kuytuya gidilince dersler unutulup gelsin haylazlık. Haylazlık sonu pişmanlıktır kızım!
HAYLAZLIĞIN SONU PİŞMANLIKTIR KIZIM!
Haylazlığın sonu pişmanlıktır kızım, kızım artık çağlarınız değişiyor, gelişiyor yaşlarınızla birlikte fiziki çağınızda gelişiyor hiç bir şey olduğu gibi kalmıyor zamanın ileriye doğru hareketi ile sizinde çağlarınız değişip görünen şeklini alıyor ve karşı cinsin ve karşı cinsin size bakış açısında değişmektedir. Bu durum görünen gibi olmayıp bunun birde içsel dediğimiz (ruhi) manevi kısmı vardır ki bu görünen kısmına binaen daha büyük bir öneme haizdir. Bu önem sana nazariyatta daha zorlu bir yaşam gerektiriyor. Çünkü kainatta en çok sevilen ve arzu edilen varlık insandır. Bu kaideye göre sıranın ilk basmağında‘da insan dişisi olan senin cinsin vardır. Bunun içindir ki içsel (ruhi) dedim kızım. Çünkü her şeyin iki yönü bulunmaktadır. Bu yönler şunlar mıdır? Maddi (görünen) ve içsel (ruhla alakalı) maneviyat dediğimiz asıl olan kısımdır. Maneviyat olmasa maddeden olma ceset hiçbir işe yaramamakta ve çürüyüp gitmekte ve yalnız başına ayakta duramamaktır. Bu yüzden bil ki kızım! Haylazlık pişmanlıktır. Son pişmanlıkta fayda vermemektir.
SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ KIZIM:
Son pişmanlık fayda vermez, kızım! Sen hemcins olan büyüklerine bak ta anla. O parklarda bahçelerde cafelerde birbirlerinin içine girmiş vaziyette ve şahsiyetlerinden sıyrılıp başka şahsiyetlerin emri altına giren büyüklerini görde olayı anla kızım. Onlar bu şahsiyet kaybı ile yaşamayı şeçmiş ve pişman olmayı hak etmiş görünüyorlar. Maneviyatsız olmaz kızım
MANEVİYATSIZ OLMAZ KIZIM
Maneviyatsız olmaz kızım! İnsan yaşamında maneviyatın büyük ehemniyeti vardır. Etrafımızdaki bütün insanların bir görünen yüzü birde bizim vakıf olamayacağımız iç yüzleri vardır. Bu içsel yapının merkezi durumunda bulunan kalp dediğimiz çam kozağı biçimindeki bir et parçasıdır ki, vücudumuzdaki bütün organlarımızın bilmeden bilmeden kalbe itaat ederler. Kalp dediğim et parçası zannetme kızım, o et parçasının içine ne koyarsak o bizi yönetir. O kalbin içine koyduğumuz bizim en değerli varlık sebebimiz oluyor. Kızım! işte sorarlarya adama, kardeşim sen neye göre hareket ediyorsun, senin dürüst edindiğin yaşam hangisi? Neye inanıyorsun ve seni ayakta tutan şey nedir? İçinde neyi taşıyorsun. Senin inandığın sana ne öğretiyor seni nereden nereye götürüyor. Nereden geldiğini nereye gideceğini ve sonun nasıl olacağını açık olarak bildiriyor mu? Bunları bildirmiyorsa o içindeki seni aldanmaya götürüyor demektir kızım maneviyat olmadan olmaz bunu daha sonra anlatacağım. Maddiyatsız demedim kızım
MADDİYATSIZ DEMEDİM KIZIM!
Maddiyatsız demedim kızım! Bu günün dünyasında yaşayan inanlık alemine hizmet eden birçok maddi obje bulunmaktadır. Evlerimizde bize yaşama kolaylığı sağlayan eşyaları kullanmak nasıl hoşumuza gidiyor görmüyor musun kızım! Özel olarak senin içinde maddiyat var tabiî ki, senin de çeyizlerin içine konulduğu sandıklar dolusu eşya bulunabilir amma ikisini maddi ve manevi birlikte sağlanmazsa yalnız madde ile avunmak insanı nasıl insan yaratılışına aykırı yaşama. Sanatı maddeciler için geçerlidir. Bizim için değil.
MADDİ VE MANEVİ İKİSİ BERABER:
Maddi ve manevi ikisi beraber olarak yaşamaya kendini sakın ihmal ettirmeyesin kızım maneviyat dediğimiz şudur ki numune-i insanı kemal olma sanatının ölçüsü ahlak, sevgi, saygı ve adab-ı muhaşaret kanunları menzumesi bütününün adıdır, maneviyat.
ADABI MUHAŞERET NE DEMEKTİR? Adabı muhaşeret ne demektir? Diye soracak olur isen kızım, sana şöyle söyleyebilirim insanlarla beraber yaşama sanatının adıdır, ki bu yaptığın işler ki seni başkalarına tanıtır başkalarını da sana tanıtır. Bunun içindir ki onlara seni tanıtacak güzel ameller dediğimiz Allah için sevmek Allah için kızmak insanlara yaptığın iyliğin karşılığını Allahtan beklemek herkesi kendinden iyi durumda görmek ve nefsin muhasebesini dünyada yaparak kendinin kötü ahlaklarını düzeltip iyi duruma getirmeye gayret göstermek, iyi insanla beraber olmayı kötülerden şeytandan kaçar gibi kaçmak. Daima güler yüzlü olmak, istediğimiz gibi gelişi güzel davranmamak küçüklere merhamet etmek büyükleri eğer doğruyu söylüyorlar ise dinlemek anne ve babaya isyan etmemek (Allahın hakkı hariç) onlara en güzel şekilde karşılık vermek onları kendi nefsimizin önüne geçirmek hizmetlerinde kusur etmemek. Düşünki gün içinde evinize gelen insanlar olmaktadır. Bu insanların genel ismine misafir denir. Bu misafirleri nasıl ağarlayacağına evin içinde yaşanan insanlar olarak siz karar verceksiniz. Kızım ağarlayacağımız misafirler erkek veya kadın olmaları sizin insiyatifinize bırakılmış olup evin erkeğinin inanç esaslarına göre bir değer taşıdığını unutmayarak misafir ağırlamalısınız
MİSAFİRE İKRAM DEDİĞİN NASILDIR KIZIM
Misafire ikram dediğim. Kızım misafire ikram denilince hemen aklımıza maddiyat geliyor doğal olarak şöyle tesbitler tabaklar dolusu yiyecekler, çaylar meşrubatlar v.s. öyle değimli? Birde işin manevi yönü var ki güler yüz göstermek nezaket letafet, hareketlerle dikkat etmek gerekli öyle değimli kızım. Mesela çayları ikram ederken tepsi şöyle nezaketle bir tutuş ikram ettiğin kişinin sana muhabbetle bağlanmasına vesile olur. Senin işlerine bakarak seni tanıyacaklarına göre dikkatli ve uyanık olmalısın kızım hareketlerine dikkat edersen seni görenler tekrar aşık olmalılar ki seni asla unutamasınlar. Unutamasınlar ki ölümsüz olabilesin.
ÖLÜMSÜZ OLABİLMEM ÖNEMLİ OLAN YALNIZ BU:
Kızım ölümsüz olabilmek için bir yöneticiye ihtiyacın olacak yöneticisiz olmaz kızım! Yönetici dediğin kimdir? O buna nasıl ulaşmıştı? Bu dünyada kimi örnek alıyorlar ve kendisini gitmeden nasıl getiriyorlar?
YÖNETİCİ KİME DENİR?
Yönetici kime denir? Onun yaşamına bakıldığı zaman şunu görürsün oda yöneticinin ayak izlerini takip etmiş ve santim bile verilenin dışına kendiliğinden söylemedikçe asla sorma ki zarar görmeyesin. sana bunu daha sonra tafsilatlı olarak anlatacağım kızım şimdi konumuza dönelim
MEKTUPLA KIZIM
Daha önce söylediğim gibi, sevebilirsin ama uzaktan olmalı bu şeytanlı olana sakın ha! Yaklaşmayasın yoksa pişman ve de perişan bir vaziyette şeytanlı mahlukun elinde oyuncak olursun da kimseler seni onun elinden kurtaramaz kızım sen onu münasip bir lisan ile akıllı olmaya davet et eğer düzelmek için adım atarsa bu sefer fikrini öğrenmek için yazmaya devam et. Kızım! Bak bakalım onu yazıdaki sözleri basma kalıp herkesin sözleri gibimi yoksa kendine ait fikirleri var mı? Eğer böyle yapmayıp her daim ona görünecek olursan senin çok kolay olduğunu düşünecektir. Buda ona büyük bir avantaj sağlayacaktır
MEKTUPLA ALDANMAYASIN KIZIM
Mektupla aldanmayasın kızım. Sen onu tanımasın kızım o arkadaşları arasında öyle serbest öyle dağınıktır ki asla iflah olmaz gibi görünür. Amma! karşı cinsten olan birine rastladıklarında hemen bütün haylazlıklarını sonlandırıp hemen toparlanır sevimli görünmek için bütün çabaları saf ederlersen geçince gene eski durumlarına geri dönerlerde sen anlayamasın dinle anla kızım!.
DİNLE ANLA KIZIM!
Dinle anla kızım. Bak kızım bir baba kızına nasıl nasihat ediyor. kızım hani bir ata sözü vardır ya gidecek olan yolunu arar.her yolculuğun bir azığı vardır. Senin yolculuğun biraz değişik.sen birde bohça dediğimiz bir şey hazırlayıp onu yanında götüreceksin ve seni bu bohça ile tanırlarkızım bohca denilince hemen aklınıza çeyiz bohçası geliyor değil mi? Kızım benim bohça dediğim bu değil. Tamam oda bohça adı veiliyor. Fakat benim bohça dediğim çarşıdan alınmaz, her hangi bir yerde bulunmaz, kimseden satın alınmaz. Bu bohça açıktada bulundurulmaz cinsten olduğu için çok değerlidir. Bohça dediğin seni başkalarına tanıtıyor demiştim ya bohçanı iyi bağlamazsan da gevşek bırakırsan olur olmaz yerde açıp ta içindekileri herkese gösterirsen seni bohçanın durumuna göre değerlendirerek senin çok kolay olduğunu düşünecektir buda ona avantaj sağlar
Bohça büyük öneme haizdir kızım
Bohça büyük öneme haizdir kızım. Sen bohçanı sakın kimseye göstermeyesin ve açıkta bırakmayasın yoksa içindekiler etrafa saçılırda maazallah bir daha toparlayamazsın benim bohça dediğim senin fizik bedenindir kızım. Dediğimi şimdi anladın değimli kızım. Büyük nesiller yetiştirmek büyük hanım efendilere nasip oluyor. Düşler dünyasında dolaşıp uyumak ile büyük hanım efendiler yetiştirmek mümkün değil. Ceddimiz olanları yetiştiren hanımlar nasıl yaşamışsa öyle yaşamak lazımdır. Fatihleri yavuzları ortaya çıkaran haticetül kübrayı örnek almışlardır bunu bil kızım. Bohçanın durumuna göre ya çok büyük değerin vardır yada aşağılıkların aşağısı olursun vede öyle kalırsın a! Kızım. Bu ölçü mihenk taşına tutulmuş ve doğruluğu kanıtlamış bir anlama usulü olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur.
MİDESİNDEN GEÇERMİŞ YALAN!
Kızım hani bir ata sözü vardır ya, o ata sözü bizim için geçerli değil. Erkeğin midesine giden yol kalpten geçiyor olsa tamam derdim ama! Durum böyle değil. şimdi bir örnek ile şunu izah edeyim bak ki o midesi dolu bir durumda iken hemen pineklemeye başlar ve asla seninle ilgilenmez.senin orada olduğunu hatırlamaz bile hatırlamayacağını da kendi nefsi için uygun olan işi bitince hemen sırtını döner ve gene pineklemeye başlar sen evindede bunları gözetleye bilirsin akrabalarından senin cinsinden olanların evli olanların yaşamlarına sende dahil olma ayrıcalığına sahipsin zaten bakta gör kızım. Aynı sana açıkladığım şeyleri ondada göreceksin. Sen annene halana teyzene yardım edebilirsin. Bunları öğretmen için evinden ayrılmak zorunda değilsin
EVİNDEN SAKIN AYRILMA KIZIM
Evinden sakın ayrılmayasın kızım. Bilirsin ki herkesin evi kendi kalesi mesabesinde olup en iyi korunduğu yer orasıdır. Sen evinden çıktığın zamanda korunmada o kadar zor olacaktır ki. Şeytanlı mahlukata rastlamaman mümkün değildir.sen onun yolları üzerinde dolaşırsan nasıl koruna bilirsin? Sana soruyorum. Kızım dışarıya çıkman gerektiğinde şöyle yapman sanırım daha iyi olur. Bunu sana bir amel yaparak anlatmam daha iyi olur. Bu günün kadınları hani pazara alış verişe çıkıyor ya onlara bir bakar mısın? Ne görüyorsun onlar alış verişe giderken en güzel elbiseleri giyip dışarı çıkmıyorlar mı? Kızım sence bu yalnız alış veriş değil mi? Sakın bunu yapmayasın. senin pazardaki alış verişin şöyle olabilir. Diyelim ki satıcıdan bir kilo domates alacaksın,açık ve net olarak bir kilo domates vermesini emret,başka bir şey söylemene gerek kalmaz.öyle kırılmaya dökülmeye gerek yoktur.parayı öder ikende şöyle yapacaksın paranın ucundan tutup uzatacaksın kesinlikle senin elinin sıcaklığını satıcının almaması gerekmektedir. Yoksa yanarsın kızım! Eve dönerken de pazara girdiğin yerle evinin bulunduğu yer arasındaki en kısa mesafeyi kullanıp hemen dön ki zarar görmeyesin kızım! Nasıl bir buluş ama aklımı seveyim emibunu nereden çıkardım yahu ben bile anlayamadım yahu ama iyi ki de ekliyorum. Kızım sen bana bakma sen yazdıklarıma bak.bunları annene halana teyzene de öğret.
ANNENE BABANA TEYZENE DE ÖĞRET Kızım bu öğrendiğin tarda yaşam biçimini annene babana teyzenede öğret ki onlarda hayat nizamı olan kuran-ı kerim’i tabiat sahnesine çıkararak onunla amel etmeyi içerdiği sözleri kabul edip yaşamaya gayret göstermek için çalışsınlar. Kızım senin için ilim ancak ve ancak evinde öğrenmekle ilim sıfatını anlarsın.evin dışındaki ilim senin için yalnız adabı muaşeret ilmidir.bunun dışında dışarıda fazla görümken senin aleyhine ve şeytanlı mahlık lehine sonuç verir. Bunu sakın aklından çıkarma kızım. Mahlukatın 3 sıfatı vardır kızım unutma! ÜÇ SIFATLI MAHLUKAT Mahlukat üç sıfatlıdır bunlar:insan, hayvan, bitki sıfatlarıdır. Bitki sıfatı;yaşadığımız dünya sathını kaplayan varlıklar lan bitkiler bağımsızlık bakımından başka canlılara oranla en fazla muhtaçlık içinde bulunan canlıların ilk basamağında bulunuyor. Bir bitki canlı kalabilmesi için şunlara muhtaçtır.1. toprak 2su.3Hava 4.güneş ışığıdır. Doğrusu bu yazdıklarımdan bitkilerdeki muhtaçlık derecesini artık anladığını bilip bu sıfata düşmemek için çok çalışmak gerektiğini düşündün değimli? muhtaçlığın böylesi görülmedi Hayvan sıfatı;Bitkilerden ayrılma durumu kendisinde bulunan bu sıfat bitkilerden şu özelliği ile ayrılmaktadır hayvanlarda insanlarda bulunan akıl dediğimiz unsur bulunmamaktadır.yalnız hayvanlar bu unsuru kullanma yetkisine sahip bulunmadıklarından Allah c.c.’nin ihamı ile doğuştan bu dünyaya nasıl hareket edeceğini Allah c.c haber vermesi ile bildirilir. Hayvanlarda insanlar gibi yeme içme cinsi munasebet ihtiyaçlarını görmek için toplum hayatını yaşarlar. Görüyoruz ki hayvanlardada insanlardakine benzer ihtiyaçlar bulunmakla beraber hayvanlardada insanlardakine benzeyen bir çeşit vicdan bulunmaktadır şöyleki hayvanların yaşadıkları ortamda bunu gözlemekteyiz. anne olan hayvanın saldırıya uğrayan yavruları için hayatlarını ortaya koyarak yavruları kurtulsun diye kendi nefislerinden yavrularını tercih etmektedirler. Bunun dışında bazı hayvanlar iyi durumda olanları, durumları bozuk olanların üzerine topluluk lehine olacak şekilde terçih etmektedirler. Demek oluyor ki hayvanlarda muhtaçlık ile cevrelenmiş durumda bulunuyorlar. Biliyorsun ki hayvanlar insanlara muhtaçtırlar.baz hayvan cinsleri insanlarla beraber yaşayıp onlara ülfet etmişler böylece insanlara verilen nimetlere onlarda nail olmuşlar. İnsan sıfatı;kızım iyi gözlemek ve anlamak gerekiyor. Bu anlattığımıza ne olduğunu ancak ve ancak sen anlarsan bir işe yaramış olur, bu yazdıklarımız insan önceki sıfatlardan ayrılma noktasına şu sıranın enbaşında bulunması ile diğer mahlukattan ayrılıyor. İnsan dünyada Allah celleye yaratılışında verdiği söz karşılığında Allahın halisesi olarak bulunuyor. Bu makamda verdiği söz tutulduğu kadar kalabilir yoksa nasıl! Ona insan denilebilir. Allah c.c. bütün mahlukatı onun emrine verip o insanı dünyada rahat yaşatırken nasıl olurda kendini yaratan nefes almasını sağlaya yedirip içiren Allah c.c.’ye isyan etmeye cüret edebilir. Bu isyan edene nasıl insan denilebilir o başka bir sıfata bürünmüş iken diğer mahlukata nasıl emrü idarede bulunabilir. Haliye sıfatı kendisinde yok ki yönetebilsin. İNSAN SIFATI İNSANLIK GEREKTİRİYOR İnsanlık sıfatı insanlık gerektiriyor kızım . insan olmak söz, anlayan demek, insan olmak, sözü dinleyen demek, insan demek , dinlediği sözü anlamak için düşünen demek. Yani idrak sahibi demek. Şunu unutmaki insan dinlediğini farkını anlayacak bir yapıda yaratılmış olup o iyiyi ve kötüyü nerede olursa olsun hangi ortam, hangi koşul olursa olsun tatbik edip iyiyi kötünün içinden çekip çıkartıp onu hayatına tatbik eder. Bunun tamtersi olan bir durum karşısında bulursak kendisini o insanın tabiatının değişikjliği ile hüküm verebiliriz. O insan yaratılışına uygunluğunu bilerek kendi isteği ile terk ediyor demektir. Şunu söylüyorum yani, ya taklit ediyor yada bilmemezlikten geliyor. Bunun iki sebebi vardır. Bir taklit ettiğini çok seviyor. İki yine seviyor fakat bu sevgi bir menfaat karşılığı olup bu sebeb ortadan kalmasın diye sevmektedir. İkiside sevgi fakat birisi gerçek değildir. Demek ki insan seven ve sevilen birmahluktur bil ki kızım! Sevgi Allah c.c. için ise sen zaten anlayabilirsin, o iyiliğin karşılığını beklememekte hatta hemen onu unutarak bunun hiçbir şey olduğunu da itiraf etmekte hiç gecikmeyecektir. Sen insan olduğunu buradan anlarsın kızım.
03/03/08 İNSANLAR HEMEN ANLAŞILIR Kızım! Sen yalnızca bak bunu hemen anlayacaksın. Görünüşte diğer insanlar gibi gelir amma birde kabına bakar mısın? Ne görüyorsun bu adam neden! Böyle deme sakın! Bu adam işte böyledir kızım. O böyle nasıl oldu biliyor musun kızım? Yönetici kullandıda bu duruma geldi. Yöneticisiz olmaz kızım YÖNETİCİSİZ OLMAZ KIZIM Yöneticisiz olmaz kızım! Bu denenmiş ve iyi sonuç almış bir yöntemdir. Butun güzel insanlar bu yöntem kullanılarak yetiştirilmiştir. Yavuzlar,fatihler, Osmanlar hep bu yoldan yürüyerek dünyaya getirildiler. Kızım yöneticisiz asla olmaz yöneticinin sözüne kulak ver. YAŞAMINA DİKKAT ET Kızım! Bak ki nasıl yaşıyor en iyi şeyleri hayatına nasıl tatbik ediyor. Hayatına hakim olan nedir? Bu gücü nereden alıyor. Nasıl? Ve neye göre hayatını tanzim ediyor. Nereden? Aşlıyor ve nereye veriyor. Kendisine yol olarak neyi kabul etmiş. Hani derler ya neden yaşıyorsun? Kardeşim. Kardeşim neyi kendine nizam olarak seçtin düsturun nedir? O yöneticiyi iyi gözle, değerlendirmeyi ona göre yap. Onun işleri Allah c.c.nin hayat nizamı olarak insanları inşat etmek için gönderdiği kuran-ı kerime uyuyor mu? Yoksa! Kendini hevayi nefs denilen her zaman kötü olan şeyleri emreder ve hayat nizamını yıkıcı bir hezimete uğratan Allah c.c nın düşmenı olan şeytanın ayak izlerine mi basıyor. Yok eğer bu son söylediğim vasıf onda yoksa onu sakın kaçırmayasın. Kızım! Yönetici dediğimiz şahıs onu camideki imamla karıştırmayasın. Onlar gibide değildir. O sağda solda duyduğu üfürükçülerede benzemez. Aramaklada bulunmaz. O seni bulacaktır, sen sakın merak etme kızım! NEDEN BU ADAM BÖYLE DEME SAKIN Şimdi ben sana bunu izah etmeye çalışacağım. O herkez gibi olmamak üzere bir yemin etmiştir. Yeminin üzerinden binlerce yıl geçtiği halde asla ve kat’a unutmamak üzere dünyaya gönderildiği uzak mesafeye rağmen koruyarak dünyaya gönderilincede hemen yeminin üzerine sağlam itikadı oturtarak Salih amel üzerine yaşamını bina ederek hayat denilen atmış yetmiş yıl her ne kadar ömür verildiği ise ömrünü sağlam olarak geldiği yere yine sağlam dönmek üzere yaşamaya çalışıyor.
16;03;08 EVİNDEN BAŞLA Kızım! İlim senin evinde başlar. Evindeki huzuru başka hiçbir yerde bulman mümkün değildir. Sana kim ne derse desin, ne yol gösterirse göstersin. Öğrenmek için tek çare bu dese yalan! Senin için ilim yalnız ve yalnız evinde alınabilir. Kızım dışarıya çıktığında seni bir sürü tehlike beklemektedir. Sen ancak evinin latif ve nezih ortamında iyi bir eğitim alma olanağına sahip olabilirsin. Dışarıda sana ancak muamelat ilmi lazım olacak.onuda zaten evinde öğreneceksin.bunu sakın göz ardı etmeyesin sonra şeytanlı mahlukatın oyuncağı olursun. Nereden başlayacaksın. NEREDEN BAŞLAYACAKSIN Kızım! Senin ilme başlama nokta-i istinadın şöyle olacaktır. Öncelik sırası nasıl inanacaksın.(yani önce akaid)diyoruz kızım! Her şeyden önce bütün insanların birincisi mükellefiyeti olan inanç ile başlamaktadır. Kızım! İnançsız insan yoktur. Herkes inanıyor ama doğru birdir. Sakın unutmayasın. Önce akaid kızım!.. NEDEN ÖNCE AKAİD DEDİM Kızım! Her insan önce inanmalıdır sonra yapması gerekenleri bu inanç esasları üzerine oturtarak öyle bir amel yapmalıdır ki bak iyide ekliyorum. Çünki ilim olup amel yoksa, neye yarar ki zaten amelsiz ilim batıldır. Yani boşa kürek sallayarak büyük okyanusta yol almamaya benzer. Öyle değil mi? Kızım! Senin için nedir?
23;03;08 İLİM SENİN İÇİN NEDİR? Sakın şunu unutma kafanın içinde bulunan öğrendiğimiz şeylere söylenmez. İlim yaşanılan şeydir. Kendisiyle amel edilmeyen şey ilim değildir. Bu ancak olsa, olsa bu şahsın üzerindeki semer vaziyetinde kitaplardır. Buda şahsı yalnız hımar durumuna sokar. Herhalde bunu sen asla istemesin öyle değimli kızım! Yaşa ki sende görüyorsun kızım! YAŞA Kİ SENDE GÖRÜRSÜN KIZIM! Kızım öncelikle öğrendiğin ilmi hayata tatbik etmelisin. Eğer böyle yapmaz isen seninle olanlar hiç bir şey görmedikleri için onlara bir şey vermen mümkün olmayacaktır. Yaşa ki görsünler ve seni örnek alıp onlarda seninle beraber ihya olup müreffeh bir hayata adım atıp seninle birlikte ölümsüzlüğe adım atsınlar ve kainat olayları böyle yetiştiren insanlık anasına sahip oldukları için kendileride sana banzemeye çalışsınlar bu seni her halukarda ölümsüz yapmaya yeterde artar bile öyle değil mi? Sen nerdesin? a! Kızım. Ölümsüzlük: ÖLÜMSÜZLÜK ELBİSESİ TAKVADIR: Ölümsüzlük elbisesi takvadır kızım! Takva şuna denir yaptığımız ne kadar iş varsa ALLAHÜTEALA h.z. her zaman bizi görüyor ya bizde onu görüyormuş gibi tamamen kur’an-ı azimüşşan’a tabi olarak yaşamak. Bu ise Allahın resulüne uymak ile olmaktadır sakın bunu aklından çıkarma yoksa takva alayım derken hava alırsın yöneticinin sesine kulak ver kızım. YÖNETİCİNİN SESİNE KULAK VER KIZIM Yönetici söze nasıl başlarsa başlasın sen aldırma buna senin için önemli olan şey onun sözü bittikten sonra sana verildiği sana lazım olan şeydir. Sakın o söylemeden sorma ki zarar görmeyesin olur mu? Sana lazım olan kadarını veriyordur.sen merak etme olur mu? Kızım! Çağlar ötesinden gelen ses. ÇAĞLAR ÖTESİNDEN GELEN SES: Kızım!oda yıllar önce kendi yöneticisinin çağları aşarak gelen sesini kulaklarından kalbine giden yolda ona verdiği telkin sayesinde aynı yoldan almıştı, aynı yoldan sanada aktaracak şimdi sende sadece gönül kulağıyla dinlemeye bak.anlatmak ona ait sen dinlemeğe bak o sana anlaman için bir yardımda bulunacaktır. Sen merak etme hemi! Kızım. KALBE AKAN KULAK ARALIĞINDAN Kızım sana verilecek ilim kulağın vasıtası ile olur. Hani derler ya erkeklerin kalbine giden yol midesinden geçermiş. Yalan! Bu bir aldatmacadır, kelime oyunudur. Kızım! Seni kandırıp benliğnden sıyırmaya çalışıyorlar. Düşünsene kızım! Seni kendine ram etmeye çalışan erkeğin midesi dolu olduğunda asla seninle ilgilenmez asla, o pineklemeye başlar hemen seni derhal unutuverir. Eğer sen ilim sahibi isen seni asla unutmaz, unutması mümkün değildir. Bu kulak ki yalnız Allah c.c. ayetlerini duymak ile kalbin sağlam kalması mümkün olabilir işte bu iş sadece böyle olabilir. Nasıl ? Nasıl dersen bu böyle bir şey, şey diyorum çünkü bende bu kadar biliyorum. Yalnız şukadarını söyleyeyim şu ayet mealindeki gibi (yalnız mü’minler kardeştir) bu düstur ki mü’minleri birbirlerine yaklaştırarak onları birbirlerine üflet etmesine sebep olmuştur. Kalplerini birbirlerine ayrılmamak ve beraber çarpmak üzere bir gönül, el, ayak,göz, kulak olarak Allahın emrine itaat ederek yolculuk yapmaya başlarlar. Ölüm gelincede dön emrine icabet edip tarih olmadan kendine çağlar ötesi bir yol olan duyduktan sonra onu teraziye vurup Allahın emrine uygu mu diye bakarak ona göre işlerini düzeltmişlerdir. Sende kulaktan kalbe giden sese kulak ver böyle yaşa emi kızım! Etrafındaki moda ETRAFINDAKİ MODA; Kızım! Yaşadığımız şu asırdaki hem cinslerin durumu seni aldatmasın her gün her saat her an durumları değişmektedir. Birileri bunu sana bu günün adeti bu moda diyerek empoze etmeye çalışacaklardır. Kızım! Senin bu moda denilen şeyden sakın hiçbir nasibin olmasın em, inşaAllah teala. Moda dedikleri nedir?
16/04/2008
MODA DEDİKLERİ NEDİR?
Bu moda dedikleri şey şudur. Hangi zaman hangi mekan olursa olsun, daima milletleri çökerten insan maneviyatını yıkan bütün güzel insan işlerini felce uğratan bir fikirler arası rezalettir ki onsan ancak şeytan razı olabilir, kızım. Bu gün bu moda. ya yarın?
BU GÜN BU MODA, YA YARIN:
Sokaklardaki hemcinslerinin durumuna bir göz atı ver kızım. Çıplaklık modası almış yürümüş durumda, sen hatırlamasın ya şimdi ben sana hatırlatayım. Bütün bu gördüğün hemcinslerin yani dışarıda ki anadan üryan vücudunu sergileyen, bunu çağdaş yaşamın gereği olmasa olmazı olarak görenlerin anneleri olan kadınlarda bu gün bu moda imiş diye annelerinin tesettürünü çağ dışı olarak kabul etti de başkalarına özendi. O yüzden sokaklarımızı böyle bir moda doldurdu kızım. Yarın da şöyle bir moda gelse moda bu ya gelebilir deseler ki ?bu günün modası herkes ailelerini değiştirsin. Baba başka bir baba amca, anne aynı kalsın. Onun bu gün modası geçmedi ne yapalım?. Kardeşim idare edin artık. Nasıl olsa birkaç zaman sonra değişir oda . moda bu moda! Modaya misal verelim;
MODAYA MİSAL VERELİM;
Kızım iyi dinle beni bak bir baba kızına nasıl nasihat ediyor mesela sen kendine bir elbise seçmek için bir model kitabının sayfalarını çevirip kendine göre bu bana çok yakışır diye içinden çok beğendiğini seçip onun almak için teker teker sayfalarını gözden geçirip bakıyorsun ya. Kendi,ni birisine benzeterek ona hemen uyu veriyorsun. Yani diyorum ki daima örnek olacak bir şey yok o kitaplar da. Bu gün bir çeşit giyersin yarın başka bir çeşit olur moda. moda yüzünden kızım.
MODA YÜZÜNDEN KIZIM;
Düşün şimdi sokaklardaki hem cinslerin ne yapıyor! Nasıl yaşıyorlar. Bu günün modası etekler diz üstü oldu. Daha ileriki senelerde bu eteği iki karış yukarıya kaldırmaktan çekinmeyecek ve utanmayacaktır. Ben yine eminim ki, bir gün gelecek ta,a edep yerini açmadığı zaman san ki yerin dibi,ne girmeyi isteyecek kadar ayıp bir şey yaptığına inanacaktır. Modası emri verince yenisini almaya gücü yetmeyince de hemen eline makası alarak eskiyen elbisesinin önünü yırtarak modanın bu büyük emrini hemen yerine getirecektir. Modacı kim?
MODACI KİM;
Kızım; moda ve modacı diyerek sizi parmaklarına doladılar fırıl, fırıl ceviriyorlar. Kim’ bunlarıyaptıran modacı denilen iki aralık bir soysuz değil mi?.bütün düşünceleri ve gayretleri cahil halkı aldatmak aile namusunu ayaklar altına alıp Müslümanlarda ki şeref ve haysiyet duygularını yok edip onları da kendilerine benzetmek isteyenlerin sınıfı. Kızım sakın ola ki aldanmayasın. Kızım dikkatli ol! Gör ki onlar modacı diye birinin peşinden gidiyorlar.bu modanın öncüsü kimdir?.hangi soysuzdur bilemezsin. Soysuz diyorum çünkü benim terbiyemin hududu bu kelimeden öteye geçmez daha da aşağı ve adidir onlar. Kızım!bizim modamız geçmez
BİZİM MODAMIZ GEÇMEZ;
Kızım onların bilmek istediği bir moda varki, adına tesettür denir.Bu moda asırlar geçtiği halde eskimez,asla değişmez ve asla değiştilemez olan ALLAH"ın emri ile sabit olup 1400 yıldır asla değişmeden bize kadar ulaşmıştır. Bu modanın öncüsü Resulullah sav efendimizin mubarek hanımları ve kızları olup yüzyıllardır, hermüslüman onları ana olarak kabul etmiş.Hürmete layık olarak yanlız onları görmüş nice yıllar onların yolundan giderek yüksek analık makamı bizim zamanımıza kadar getirmiş asla solmayacak islam nuru ile nurlanmış annelerimiz. Namahremden aslandan kacar gibi kaçmış, değil namehrem kendi kardeşine bile dizindeki yarayı göstermekten haya etmiştir. Kızım" etrafına iyi bak. Sakın dünyanın para etmez süslü elbisesi seni aldatmasın, sen ahiret yurduna götürecek takva giysisi ile kendini ve bedenini koru, koru"ki asla ölmeyesin emi kızım! cıplaklık insanı öldürüyor.......
ÇIPLAKLIK İNSANI ÖLDÜRÜYOR::
Sen şu büyükleri görde anla kızım. Yanlarında kızları ile geçen annele bak,bakta anla! o, kızının kolları, bacakları, beli, saçları açık kızını koluna takmışta erkeklerin arasından gecerken adeta şöyle sesleniyor onlara işte benim malım bakta görünen yerine görünmeyen yerinin nasıl olduğunu hayal et artık sen.Belki ona sorsan şöyle diyecektir. Açık geziyor'da ne oluyor! sanki. Kimse onu yemiyor'ya. Ama sonra bir şey olmuyorken birdenbire birde bakmışsın kızı öyle bir hal almışki moda öyle emretti diye herkesin ortak malı olup çıkmıştır. Çünkü her kesimden erkeğin gözü onun üzerinde gezip dururken anne nasıl! bu benim kızımdır diyebilir soruyorum sana, sen anla' a kızım! kıyas edelimde görelim.
23/04/2008
KIYAS EDELİMDE GÖRELİM
Kızım! onların modacıları sabahlara kadar içki alemlerinde, kumar masalarında, yabancıların koynunda seyahatle eylenmektedir. Bunlara uyan milletler en buyuk kıymeti olan namusunu kaybediyor. Görmüyor musun? Müslüman hanımın modası;
MÜSLÜMAN HANIMIN MODASI
Bizimkiler ise fazilet dolu yaşantılarıyla gönüllerde taht kurmuş her hareketi Allah korkusu ile dolu, her işi Allah rızası için olan şeref ve haysiyet timsali birer abide olan hanımlardır. Kızım bizim emrini tuttuğumuz hanımlar bizim yalnız kocalarımıza ait olduğumuzu onlardan başka hiçbir kimsenin yanında açılmamamız gerektiğini bildiriyorlar. Doğru değil mi kızım. İşte bu modadır, Milletleri ayakta tutan maneviyatından hiçbirşey kayberttirmeyen kadının ve kızın elleri ve yüzü hariç her yerinin tamamen örtülü olması hatta yalnızken bile utanılacak bir kıyafette bulunmamaktır. Çünkü insan yalnız iken bile yalnız değildir. Kızım!
İNSAN YALNIZ İKEN BİLE YALNIZ DEĞİLDİR.
Esasen insan hakiki manada yalnız iken bile yalnız olması mümkün değildir. Düşünelim biraz evlerimizin en ucra köşesi uyuduğumuz yer olarak kullandığımız yatak odaları ki orada bile tek başımıza değiliz. İnsanların yanlarında kendilerinin her yaptığını görür ne yaptıklarını anlayan ve anladığını hemen yazan Allah celleye ait olan mahlukatın melek ismiyle vasıflandırılmış görevleri bulunmakta. Nasıl olurda insan kendisini tamamen yalnız olarak kabulş edebilir, bu mümkün değildir öyle ise kızım! İnsan en mahrem yerde bile yalnız değil iken nasıl olur utanılacak kıyafetle olunabilir.aa kızım.
GÖRÜNEN KIZ KİMDİR?
Şimdi bakalım kızım, görünen kızlar bir çeşit (Amazon) İskitlerin
Göğsü dağlanmış olarak azim savaşlar yapan kadın silahşörleri gibi çıplak
Baldırları ile erkeklerin kalplerine savaş açmışlardır. Bu amazonlarki vahşi
Fikirlerini çıplaklık silahı ile birleştirip bu amansız savaşı kazanmaya azmetmiş
Görünüyorlar. Amma! Durum böyle olmayıp görünen kızlar sadece vücut azalarını
Göstermekle kalıp amel etmeyip kendi nesillerine örnek teşkil ettiklerinden dolayı
Kurt olan erkeklerin pençesine takılmaktadırlar.Kızım! hani bir yazarın son romanındaki
Gibi oluyor oluyor bunlar…
KULLANILMA KILAVUZU:::
Kızım şunu bilki, bu kılavuz senin olmalıdır. Karşı taraf için değil. Bu’da senin eğitiminle
Olmaktadır. Bu eğitiki sadece senin için değil karşı taraf için çok büyük öneme haizdir. Bu
Eğitimin özü maneviyattır. Bu da ancak kendi şahsiyetini bulunan ile olabilir. Şahsiyet
Öyle bir mevhumdur’ki o olmazsa kimse ayakta durmaya kaim olamaz.
Bu denemeye tabi tutulmuş bir eğitim önceliğidir.
ŞAHIS KİMDİR:::::
Yani bir birey öz varlığının ön planda bulunma durumu. Bu varlıkların hepsine kaim
Olmayıp yalnız insanlara verilmiş olan bir yetkinin karşılığı olan birimin adıdır.
Akli melikelirini kullanabilme yetkisine sahip yegane mahluk cinsidir o. O bu durumla alakalı olarak kazanılan sıra ile önce insanın birer şahsiyet sahibi olması gerekmektedir. Doğumuyla beraber bu yetkiyi öncelik sırası ile anne, baba olanlar vermeye çalışırlar. Yani ebeveyn dediğimiz kadın ve erkekten mürettep iki cins insan bunu kullanma yetkisine haizdirler. Bu yetkiyi bilgi ile donatılmış olarak kullanmaya en elverişli kimseler bunlardır… Gölgelerin gücü adına kızım gölgelerin gücü.
GÖLGELERİN GÜCÜ ADINA KIZIM GÖLGELERİN GÜCÜ;
Kızım! Kainattaki en düşük seviye mahlukatın gölge sıfatıdır. Bilir misin’ki
Gölge öyle bir muhtaçlıktır’ki onda kendisine ait hiçbir nitelik ve nicelik bulunmayan tek muhtaç odur. Etrafındaki insan cinsinin beraberliklerine bir bakar mısın kızım! Birbirlerinin üstüne yıkılıyorlar. Bir zaman biri öbürünün üstüne başka bir zaman öbürü berikinin üstüne yıkılmaktadırlar. Biri bir fikri ortaya attığında öbürü, bu fikir hangi kitaba dayanıyor, ne istinad noktası koruması altındadır. Neyi öğretiyor, neyi nehyediyor. Nereden alıyor, nereye bakıyor. e gibi bir duruma beni düşürecek. Neyi benden alıyor, neyi bende bırakıyor. Son nasıl olacak. Bu düşüncelerin hiç biri onların aklına bile gelmiyor. Onlar bu hal ile yalnız ve yalnız bir birlerinin gölgesi, durumunda bulunuyorlar. Sen onları biraz dikkatli baktığında parklarda bahçelerde kafelerde birbirlerinin üzerine yıkılmış bir vaziyette görebilirsin kızım! İyi bak kızım. Şeytansız kızım şeytansız:
ŞEYTANSIZ KIZIM ŞEYTANSIZ;
Bil ki kızım o şu ayetin ne manaya geldiğini bilmektedir. Hayatın içinde yaşarken yaptığımız şeylerin nelere maal olacağını anlatan hayat nizamına kulak vermiş ve şunu asla unutmamıştır. Yani gözler önüne serilen ayetlerden bir ayet’ ki insanları bu ayet’i celile ile Allahu Teala irşat etmektedir. Şu ayeti kerimeler anlayışlı olan kavimler için ilahi nizamın insanlar üzerinde nasıl cari olduğunu gözler üzerine sermek açısından yeterli olmaktadır. O, ilahi kelam’ ki çağlar ötesindeki insanlara bizi bağlıyor. Sure-i fiil’deki birinci ayeti kerimede ki, mealen şöyledir <görmedin’mi? Rabbinin fiil sahiplerine ne yaptığını> 1 ) fiil çağların perdesini aralıyarak bir beyanda bulanarak bile bile atıf yapmaktadır. Akıl sahiplerine gelen bu beyan hattında sadece düşünmek yetmez. Bu ayette bize anlatılmak istenen şey bazı insanların nasıl helak edildiği değildir. Ne gibi bir düşünce ile nasıl bir (amel) yani iş yaptıkları için bu duruma düşmüşlerdir. Bize bu anlatılıyor. Kızım!,.
ŞEYTANSIZ KIZIM ŞEYTANSIZ……..
doç. d.r. murat cobanoğlu March 08 hoca ve hırsızHoca ve hırsız Tebriz şehrinde bir hoca var idi geceleri yatmaz idi o hep uyanık kalırdı op bir gece pencereden gördü ki kementli bir hırsız karşı evin düz damına tırmanıyordu bir an düşündü nasıl yapıyorlar diye baka kaldı durdu dinledi bir an sonra seslendi hırsıza evlat dedi aşağıdan gelenler var duymuyor musun hırsız durdu düşündü ani bir hareket ile atladı damdan bir çırpıda adamı bağlayı verdi hoca dedi ki Allah yardım etsin adama nasılda yakalanı verdi sonra seslendi hırsıza evlat dedi. Hayranım sana sende 2 hayret vakti beni sana çekiyor birincisi hem çok cesursun hem de çok acımalısın hoca dedi ki evlat nedir seni bu yola baş vurdurtan sebebi bana anlatır mısın? Hırsız dedi ki, baba bende çok korkuyorum başka çarem yok. Evde yolumu gözleyen hasta bir annem var ki bütün gece uyumamıştır. Hoca dedi ki evlat benimle birlikte gel sana sarayımda bir yer vereyim daha uğraşma buralarda diyerek koluna girip sarayına doğru yol almaya başladılar yolda hoca hırsıza dedi ki evlat sakın korkmayasın benden sana bir kötülük dokunmaz. Senin bildiğin gibi değildir burası, sen beni dinle ve sakın benim yanımdan ayrılma. Uzunca bir süre yürüdüler, kol kola hoca ver hırsız hiç konuşmadan sonra büyük bir bahçenin önünde durdular hoca kapıyı çaldı ve kapı açıldı girdiler bahçe kapısından birlikte içeri hırsız bahçedeki bağları, bostanların sırça saraylarını görünce şaşa kaldı ve dedi ki hocaya baba sen bu bağlara bahçelere bostan ve saraylara nasıl sahip oldun! Bunlar senin eline nereden nasıl geçti? Hoca dedi ki evlat bu gördüğün bahçenin içinde ne varsa aynısına sen de sahip olabilirsin. Hırsız dedi ki bu mülkü kim karşılıksız olarak verebilir ki? Kimin bu dünyada bu kadar mülkü olabilir ve başkasına hiç karşılıksız hibe eder. Muhakkak bu mülkün bir karşılığı vardır. Hoca bunun üzerine genç adama dedi ki evlat elbet her güzel şeyin bir nimetin şükrü vardır. Hoca dedi ki evlat gel özüne dön, bırak bu hiç bir şey kazandırmayan ve umdurmayan işlerle uğraşma gel adımların artık hayra doğru olsun. Bundan sonra eskileri söküp at hayatından yeni bir takım libas giy üstüne ve bu libasın adı da libasuttakva olsun. Çünkü üzerimize giyebileceğimiz en gerçek elbise takva elbisesidir dünyanın hiç bir işe yaramaz paçavralarını çıkar üzerinden yok olup gidecek ve geriye bakınca hatırlanmayacak ve seni ölümsüzlüğe ulaştırmayacak bir elbiseyi giymenin bir getirisi yok. Evlat dedi hoca sen seni ölümsüzlüğe taşıyan bir amel yapmaya başla artık.hırsız baba dedi bu nasıl olacak? Sen bana nasıl başlamam gerektiğini öğret ve bana yol göster. Hoca evlat dedi bütün insanlar kötülükler içinde bir hayat sürerler ve öylede ölseler yaptıkları kötülüklerle anılıp yaptıkları ile anılırlar ve dünyada da karşılığını görürler. Yaptıkları daha sonra gelenler tarafından darbı mesel olarak hayat içinde elemeye tabi olarak ayıklanırla. Amma evlat yalnız iyilikler kalıcıdır bu dünyada. January 31 Konuşulan konu oku
Konuşulan konu YIL BAŞI
Alıntı YIL BAŞI January 27 EŞŞEĞİN SORUSUBİR EŞŞEĞİN SORUSU
EL CEVAP
Bu şiirdeki eşşek genç olup çok yükler altında ezilirken, bu genç yaşta artık bir işe yazamaz hale gelince sahibi tarafından acınarak serbest bırakıolmıştı. serbes bırakılınca yol kenarında yürüken bir tarlada otlayan öküzleri gördü ve bu soruları sordu. Fakat çok genç ve tecrübesiz olduğundan cevap bulamadı Böyle düşünüp duruken aklına kendi cinslerinden alim olan eşşek geldi. en iyisi büyüğümüze gidip sorayım diyerek yollara düştü. varınca yanına alim olan eşşeğin sorusunu ona sordu. Ve cevap bekledi.
Alim eşşek söze başlayarak şöyle devam etti. evlat bu iş şu yüzden başımıza gelmişti. rivayet o ki; bu alim eşşek nuh a.s zamanında hayvanlar tufandan korunsundiye gemiye alınırken kuyruğu ile şeytana yol veren eşşekti. Bu yüzden cezaya dücar olup herzaman en ağır yükler altında ezilmiş, kendi ırkından olanlara bunu miras olarak bırakmıştı. Bu başımıza gelen şeyler hep benim yüzümden başınıza geldi demek istemişti ama bunu arif olanlar anlar marifet bu yoldadır. Zavallı zayıf genç eşşek bunu anlayamamış ve sorduğuna pişman olmuştur. Alim eşşek cevabıu anlayamayan genç eşşege şöyle dedi.Evladım o gördüğün hayvanlar insanlar ile yaşarken onların tarlalarında kaçlışma karşılığı olarak tarladaki buğday ve arpadan yiyerekböyle semirip gelişmişler. O yüzden boynuzları ay gibi kıllarını çeksen sırtından yağ damlayacak.Sen ise bu genç yaşta bunca ağir yükleri gezdirip oradan oraya koşturmaktan bu hale geldin aa evladım daha bunu anlayamadınmı? diyerek devam ederiken genç eşşek suratını ekşiterek hızla alim eşşeğin huzurundan ayrılma yolunu tutmuş ve büyük bir hataya düşmüştür. Fikrine göre hemen kendine bir tarla bulmaya koşmuş ve onu sömürüp oda sığırlar gibi semirmeyi hayal etmiştir. Genç eşşek tarlayı bulunca bir arpaya bir buğdaya saldırarak şevkle tarlayı sömürmeye başladı. Bu arada eski kötü günleri aklaına geldi başladı anırmaya. bunu okadar hızlı yapıyorduki bu tarlanın sahibine kadar gitti. tarla sahibi eline sopayı alarak elden giden tarlayı kurtarmak için koşarak geldi. baktıki tarla mahvu perişan olmuş beribat bir hale gelmiş durumdan çok kızarak elkindeki sopayı eşşeğe vurmaya başladı. Eşşeği fena halde döverek adeta onu ölme sınırına kadar getirdi kızgınlığı geçmeyince elıne bıçağı alarak eşşeğin kuyruğundan ve kulağından keserek oradan uzaklaştı. Zavallı genç eşşek son bir gayretle ayağa doğru kalkarak yola doğru kendini atarak kenardan, kenardan yürümeyede gayret göstererek Alim eşşeğin evine doğru yola koyuldu .Eve yaklaşınca alim eşşek ile köşede karşılaştı . alim eşşek ona bakarak hemen başına geleni anladı. Ama yinede tebessüm ederek şu soruyu sordu.Evladım sana böyle ne oldu. nasıl bu kötü hale geldin. Kendini berbet etmişsin dedi. Genç ve tecrübesiz eşşekte gözlerinden yaş yerine kanlar akıtarak ağlar iken şu cevabı verdi. KÖTÜ İŞ İŞLEDİM, BATILA UYARAK HAKTAN AYRI DÜŞTÜM. BOYNUZ MİSLİ UMMUŞTUM, KUYRUK VE KULAKTAN AYRI DÜŞTÜM diyerek bu sefer izin alarak alimden, oradan uzaklaştı.
HIYARIN AŞKIHIYARIN AŞKI
Gün bu gün. zengin sayılacak kadar bir adam, bigün arabası ile şehrin sokaklarında dolaşıyor idi. bir sokak arasından geçer iken kaldırım üzerinde çok güzel bir bayan gördü, ve hemen ona aşık olduğunu düşündü.
şöyle söyledi kendi kendine bu kız mutlaka benim olmalı. bu kızı başkasının sevmesine dayanamam.
Ve kızı takibe aldı. nerede oturuyor nerede çalışıyor işe gidiş gelişleri vaktini öğrenmek için.
birgün akşam üzeri iş çıkışı kızı kaldırım kenarında rahatsız etti kıza dediki hanım efendi! Ben sizi çok ama çok seviyorum benimle arkadaş olmanızı rica ediyorum. Hanım kız bu teklifi kabul etmeyeceğini belirterek özür diledi ve uzaklaştı. Bu durmu beğenmeyen adam şöyle dedi kendi kendine, olamaz seni benden başka kimsenin sevmesine dayanamam. Hemen o akşam bir plan yaptı ve uygulamayı sabaha bıraktı. Ertesi gün erkenden kızın oturduğu evin sokağında kızı beklemeye başladı.Ve kız evden çıktı. Otobüs duraklarına doğru yürümeye başladı. araba ile arkasından takp edip bir fırsatını kolluyordu, isrediğide oldu o fırsat doğdu
Kız karşıdan karşıya geçer iken hızla arabayı üzerine doğrıu sürerek kıza yandan çarpıp kaçtı. Etraftan yetişen insanlar hanım kızı en yakın hastaneye kaldırdılar.Doktorlar ellerinden geleni yaparak hayatta kalabilmesi için iki ayağının kesilmesine karar verildi. Ve uygulamayı yapıp kızın ayaklarını kestiler. haftalar geçiyor, adam hergün hastaneye gelip kız hakkında bilgiler alıyor ve kapıdan geri dönüyordu. nekaat dönemi
(yani iyileşme dönemi) hani hastanın tehlikeyi atlatıp iyileşmeye yüz tuttuğu dönemde, bir gün hastaneye gelip sanki hiç haberi yokmuş gibi davranarak geçmiş olsundeyip hatır sorup çiçekte getirince hanım efendi kız bu adam beni gerçekten seviyormuş ben anlayamamışım diyerek kalibini adama ısındırmaya başladı. böyle devam edip gideriken birgün adam genç kıza kendisi ile evlenmek istediğini ve ayaklarının olmamasının hiç birşey ifada etmeyeceğini anlatmak için olsun ben seni ayaklarının yok ikende seviyorum diyerek ikna etmiş, ve evlenmeye karar vererek hemen işlemleri başlatmış. Düğün dernek bitmiş. genç kızın yeni yaşayacağı yuvasına getirmiş.Artık burada mes'ut bahtiyar yaşayacağız seni benden çok hiç kimse sevemez Aşkım diyerek iltifatlarda bulunmuş. Günler genç kadın için tekerlekli iskemlede gah oturarak gah ufak tefek ev işleri yapariken şarkı söyleyerek geçip gidiyor iken, bir akşam adam iş dönüşü yaşlı kapı komşusu olan kadın tarafından kapıda karşılandı. kadın ona evladım hanımın nekadar güsel şarkı söylüyor biliyormusun? ben hanımını çok sevdim deyince adamın kalbi değişi verdi.İçinden şöyle söyleyerek eve girdi. ben sana sorarım, seni benden çok seven kimse olamaz dedi. genç kadına nasılsın hayatım iyimisin diyerek sordu,ve ben şimdi sana bir fincan neskafe yapayım bütün yorgunluğun geçer diyerek mutfağa girip kaynar su ile bir fincan neskafe hazırlayıp genç kadına edecek iken sanki ayağı biryere takılmış numarası yapıp kaynar kahveyi genç kadının yüzüne döküp kadının ağzını ve yüzünü yakar. sonra kaza ile olmuş gibi hemen alıp hastaneye götürüp tedavi ettirip iyileşince alıp eve getirir. Ve kadına şöyle söyler, olsun artık konuşamıyorsun amma ben seni dilsiz ikende seviyorum demiş. sabah işine hiçbirşey olmamış gibi devam etmiş. genç kadın artık konuşamıyor ama düşünebiliyor olmanın rahatlığı içinde ne yapsam'da canımın sıkıntısı geçse diye düşünüyormuş. eski mesleği olan edebiyat öğretmenliğinden kalma yazı yazma sevgisini öne çıkarmak için yazmaya başlamış. her akşam kocası eve gelince onun davranışlarını seyrediyor, sonra kağıda döküyormuş onda gördüklerini böylece sayfalar dolusu not tutup durur iken, birgün yaşlı komşu kadın misafirliğe gelmiş genç kadının yazdıklarını görmüş. bu nedir böyle kızım? diye sormuş. genç kadın Anne demiş can sıkıntısından karalıyorum işte ne olacak deyince ver bakayım şunlardan birini okuyayım diye isteyip okuyunca çok beğendim kızım! Bunlar harika notlar istermisin? bunları roman olarak bastıralım ne dersin? kızım diye sormuş. genç kadın kabul ederek yazdığı notları yaşlı kadının adresini verdi yayın evine gidip sahibiyle konuşup anlaşmaya varmışlar. roman yayın hakkını yayın evine vermiş, ve romanın sonunu yazmak için eve geri dönerek yazmaya devam eder, ve kitabı bitirip isminide HIYARIN AŞKI olarak yazar kitap basılır ve piyasaya sürülünce herkez tarafından çok beğenilip tutmuş ve baskı üzerine baskı yaparak milyonlar satmış. kitabı yazan genç kadın çok meşhur olmuş ve eve yüzlerce mektub almaya başlamış kendisini sevdiklerini söylemeye sözler kifayet etmeyecek derecede sevgi meydana gelince adamın durumu hemen değişmiş ve hanımı için şöyle düşünmeye başlamış. Seni benden daha fazla seven olamaz diyerek akşam ben sana sorarım kitap yazmayı diyerek evden çıktı. Akşam eve dönünce ilk işi karısına şu soruyu sormak oldu.O kitapdaki hıyar ben oluyorum değilmi? kadın kafasını salladı gülümseyerek gözleriyle, adam karısını yatak odasına götürür ellerini arkasına bağlayıp bir kaç gün yanına hiç uğramaz.genç kadının elleri sıkı bağlı olduğu için kangıren olup elleri kesilmiştir. Artık ne yürüyebiliyor, ne konuşabiliyor, nede yazabiliyor. adam karısına şöyle seslenerek olsun karıcığım ben seni böyle ikende çok seviyorum der.ve günler birbirini kovalar adam her akşam eve gelmemeye başlar, bu uzun sürdükçe adam eve bir akşam gelir ve kadın gözleriyle "HIYARIN AŞKI HIYARIN AŞKI" diyerek manalı manalı bakışlar yapıyor bu uzun sürünce adam sinirlenmeye başlar ve kendi kendine derki ben sana yapacağımı bilirim diyerek eline bir bıçak alır ve kadının gözlerini söker ve kadında orada can verir. ve haftalarca adam eve gelmez olur apartman koku almaya başlamıştır. Kadının cesedi kurtlanmaya başlar adam birgün eve gelir. Adam genç kadının kokmuş ve böceklenen vücudunu ortadan kaldırmak için bir çare düşünür iken kış olduğundan naaşı şöyle dündü, en iyisi kalorifer kazanına atmak bu cesedi ortadan kaldırmanın tek yolu bu evet evet böyle yapmalıyım diyerek hemen cesedi kalorifer dairesinin bulunduğu yere taşıyıp kaloriferin içine kadını atar. Fakat kadının vücudunun sıcaklığından yükselen ısı apartmanı sarınca evlerde bulunan insanlar şöyle demekten kendilerine alamayıp Allah razı olsun bizi ısıtanı çok seviyoroz, deyince adam binanın kapısından hızla dışarı çıkıp şöyle haykırdı. Hayııııır SENİ BENDEN ÇOK SEVEN HİÇ KİMSEYİ SEVMİYORUM.
bu yazı için istek alındığından tekrar yazılması uygun görülmüştür isteklerinden dolayı sizlere yazısından dolayı hocamız Murat ÇOBANOĞLUNA teşekkürler... irtica MANASIİRTİCA
Kelime manası; irtica;mana olarak geriye döndürücü demek olup, müslüman için geriye dönmek şu manadadır. resulullah s.a.v efendimizin şaşadığı vakit olan asrı sadettew ashabı kiram efendimiz resulullah s.a.v.den hayat nizamı olan kuranı kerimi yaşayış olarak öğrenip sonra Allah'ın kitabını hayatlarına tatbik ettikleri o güzel çağa dönmeyi arzu edip dönmek istedikleri kuran azimu şanın insanlık alemini Allah c.c. nun emirlerini resulun yaşayış tarzı ile göz önüne koyupnur şelalesine akan billur damlaları kana kana içip iman coşkusu ile insanın, insan olmayı öğretip hakka tabi olmanın şerefini yakaladıkları asra dönmek demektir. tabi yaşayış açısından. Omüslümanlarki kuranın yüzer kanuni esaslarından bir esasi olan mezkur emrine boyun eymek gerektiğini bilenleri bazılarının müttekhem etmek yani itham etmek demektir yapılan her kötülüğü bu insanları seben olduğu düşünerek her hatayı bu insanların üzereine yıkmayı görev bilen daha evvelki ataları olan berbet neslin yaptığı gibi. birinci dünya savaşında üç beyinsiz ahmağiın yaptığı gibi, üç bin beyinsiz için otuz milyon insanı ateşe atıp mahfetmeye çalıştıkları gibi. daha sonrs bir köyü bir asi için yakıp oturup seyretmek gibi sonrsds kötüyü yakalamak yerine masumları cezalandırıp, muhakeme ediyoruz diyerek oradan süründürüp berbet ettikten sonra. Bu yüzleri aşan insanları asmalarını, onlarca yıl kaile almayan behbahtruhsuzların torunları olan bu insanlık dışı mahlukat aynı daha önceki dedeleri gibi yaparak. müslümanlar irticacı,murteci namını verip suçlu diye idam edip durumlarını bozmaya çalışmaktadırlar bu ahmaklar! melun yeziddin zulmünü adaleti ömeriyye tercih misali cani yane bir siyaset ile daha öncede yaptıkları gibi müslüman turk milletini mahvetmeye çalışıyorlar uyanık olmak ve Allah c.c. nun emirlerini asla gerişye bırakmamak durumunda bulunan müslaümanları hazreti allah c.c. u irşa edmek için nice ayeti kerimeler göstererek iman ile mişerref olanları uyanık olmaya davet etmektedir FATIR SURESİNİN 18. ayetinde mealen HİÇBİR (NEFS) YANİ KİMSE)BAŞKASI DEMEK OLUR) KİMSENİN GÜNAHININ YUKLENEMEZ YUKLEN MEYECEKTİRDE olan bu ayeti kerieki herşeyi açıklamaktadır. bundan sornra aklı seli ile düşünenler için ne ibrettir. ANLAYANA TABİKİ
VUSLATA GÖZ YAŞI
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
|||||||||||||||||
|
|